
Medya dünyası uzunca bir süredir “tek sesliliğin” tahakkümü altında adeta boğulmuş durumda. Resmî ideolojinin sınırlarını çizdiği o sınırların dışına çıkanın ya görünmez kılındığı ya da “öteki” olarak kodlandığı bir iklimde, hakikatin sesi her zaman cılız kalmaya mahkûm edildi. Aleviler başta olmak üzere bu topraklarda ötekileştirilen, inançları ve kimlikleri yok sayılan tüm toplumsal kesimler, medya ekranlarında kendilerini bulamadılar. Ancak tarih bize gösterdi ki ezilenlerin sesi yine onların kendi öz gücü ve iradesiyle yankılanır. İşte tam da bu ihtiyaçtan doğan, köklerini derin bir tarihsel mirastan alan Sercem TV yayın hayatına merhaba diyerek medyanın “sağır” olduğu noktada bir çığlık gibi yükseliyor.
Mirasın emaneti ve tarihsel süreklilik
Sercem TV, gökten zembille inmiş bir proje değil; demokratik Alevi hareketinin televizyon, yazılı basın ve dijital alanda yıllardır biriktirdiği o meşakkatli emeğin somut bir neticesidir. Bugün Alevi gazeteciliği ve Alevi medyası üzerine konuşabiliyorsak, bu geçmişteki emekçilerin bedel ödeyerek inşa ettiği o kıymetli tecrübenin üzerindeyiz demektir. Sercem TV, bu tarihsel sürekliliği sahiplenerek, Alevi medyasının evrensel bir perspektifle geleceğe taşınma misyonunu omuzlarına alıyor.
Bu kanal, sadece bir yayın mecrası olmanın çok ötesinde, “72 millete aynı nazarla bakma” felsefesini bugünün kaotik dünyasına taşıyan bir umut köprüsüdür. Basın açıklamalarında vurguladıkları “çoklukta birlik” düsturu, farklılıkları bir zenginlik olarak gören, tek tipleştirmeye inat çoğulculuğu savunan bir anlayışın da manifestosu niteliğindedir.
Yayıncılıkta yeni bir arayış
Peki, Sercem TV’yi egemen medyadan ayıran o “çarpıcı” fark nedir? Cevap, onların yayın ilkelerinde gizli. Sercem TV; eril ve cinsiyetçi zihniyetten arınmış, kadın özgürlükçü bir perspektifi temel alıyor. Doğayı sadece bir tüketim alanı olarak görmeyip, “börtü böceğin dahi hakkı olduğunu” savunan ekolojik bir yaşam bilinciyle hareket ediyor. Emek sömürüsüne karşı net duruşu, ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa karşı geliştirdiği antikorlar, bu kanalı “halkın kanalı” yapan en temel taşlar.
Özellikle çocuk ve gençlerin, ekranlardaki şiddet ve tüketim odaklı içeriklerle yozlaştırıldığı bir dönemde; Sercem TV onların zihinsel ve ruhsal gelişimini korumayı bir görev ediniyor. Burası; inançsal ritüellerin, tarihi derinliklerin ve güncel siyasetin “hakikat” süzgecinden geçerek izleyiciye ulaştığı bir mecra olacak. “Yolun dili, barışın dili olacaktır” diyerek yola çıkan Sercem, şiddetin her türlüsüne kapılarını kapatıyor.
Bir mihman, bir muhabbet
“Hakikat yolunu geleceğe taşıyan yol evlatları olarak evlerinize, yüreklerinize mihman olacağız” diyerek yapılan çağrı, aslında bir davettir. Bu, sadece bir televizyon programı izleme daveti değil; demokratikleşme, barış ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olma davetidir. Medyanın demokrasi için bir “kaldıraç” olması gerektiği şu günlerde, Sercem TV hepimize bir ayna tutuyor.
Bizler, hakikatin izini sürenler olarak ekranlarımızı kirleten gürültüden sıyrılıp, kendi sesimizi ve soluğumuzu duyabileceğimiz bir alana muhtacız. Sercem TV, bu hakikat arayışında bir fener görevi üstleniyor. Bugün kumandanızda ona bir yer açmak sadece bir kanal değiştirmek değil, o “yolun sesine” kulak verip hakikatin çığlığını birlikte yükseltmektir.
Türkiye’nin özlemini duyduğu bu medya perspektifi, inancımız o ki, Sercem ile hayat bulacak. Yolu açık, izleyicisi bol, hakikatin sesi gür olsun. Zira hakikatin izi, ancak onu arayanlarla, onu izleyenlerle ve onu sahiplenenlerle yolunu bulacaktır.
