Vartînîs Katliamı’nda verilen ‘zaman aşımı’ kararına karşı AYM’ye başvurduklarını belirten Mûş Baro Başkanı Kadir Karaçelik, ‘AYM, bir karar verdikten sonra bu davaların tekrar ele alınma imkanı söz konusu olabilir. Bu da Türkiye demokrasisi, adalet ve hukuk sistemi açısından ve geleceğe daha güvenli bakma noktasında önemli katkıları olacaktır’ dedi
Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartînîs Beldesinde 3 Ekim 1993’te askerlerin aynı aileden 7’si çocuk 9 kişiyi yakarak katlettiği Vartînîs Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçti. Beldede 2 Ekim’de yaşanan çatışmada bir astsubayın yaşamını yitirmesinin ardından beldeye gelen askerler, “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” dedi, ertesi gün beldeye gelen askerler, gece saatlerinde Nasır ve Eşref Öğüt çiftinin evini ateşe verdi.
Öğüt çifti ve en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan çocukları, Sevim, Sevda, Mehmet Şakir, Mehmet Şirin, Cihan, Aycan, Çınar adlı çocuklarıyla birlikte yanarak can verdi. O gece amcasının evinde kalan ve katliamdan şans eseri kurtulan Aysel Öğüt, olaydan bir gün sonra katliama ilişkin suç duyurusunda bulundu. Aysel Öğüt, gerçekleşen katliamı, “Yüzbaşı Bülent Karaoğlu (Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı), gelip köyü yakacağını bizzat söyledi. Ailemin kaldığı evin etrafını sardılar, o (Bülent Karaoğlu) evi tarif etti ve herkesi öldürttü. Ailem, 9 kişi gözümüzün önünde yakıldı. Cenazelerimizi çıkarmamıza dahi müsaade etmediler. Bütün köy şahittir” sözleriyle anlattı.
Uzun yıllar yapılan yargılamanın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2023’te davada “zaman aşımı” kararı verdi. Temyiz edilen dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ağır Ceza Dairesi, Haziran zaman aşımı kararını onadı. Yargıtay’ın zaman aşımı kararının ardından kararı, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıyan Mûş Barosu Başkanı ve dosya avukatlarından Kadir Karaçelik, adaletsizliğin 33 yıldır sürdüğünü kaydetti. Hukuki süreci titizlikle takip ettiklerini ifade eden Kadir Karaçelik, diğer katliamlarda olduğu gibi cezasızlık kültürüyle karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
‘Sanığın firar etmesine kapı araladılar’
Kadir Karaçelik, şu ifadeleri kullandı:
“Yargıtay tarafından olayın faili olduğu tespit edilen sanığın deyim yerindeyse firar edilmesine kapı aralanmış oldu. Bu durum karşısında davada zaman aşımı işlemeye başladı. 30 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle zaman aşımı kararı verildi. Buna karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvuru gerçekleştirdik. Şuandan itibaren başvurunun sonucunu beklemekteyiz. Fail hakkındaki yakalama kararı ortadan kalkmış oldu. Çünkü söz konusu davada düşme kararı verildi. Anayasa Mahkemesi’ne başvuru gerekçelerimiz şöyle; Yaşam hakkı ve işkence yasağı gibi önemli ihlallerde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) yol gösterici kararları var. Bu tür ağır insan hakları ihlalleri karşısında ‘zaman aşımı’ gibi bir korumadan faydalanılamayacağı ifade ediliyor. Bu konuda taraf devletlerin ulusal mevzuatında böyle bir mekanizma varsa dahi, bundan muaf tutulması ifade ediliyor. Milletler arası hukuk yükümlülüklerine işaret ediliyor. Bu kararlar ışığında başvurumuzu gerçekleştirdik. Umarız Anayasa Mahkemesi bu kararları esas alarak, Türkiye’de de cezasızlık algısının yerleşmesine olabildiğince hizmet eden Vartînîs Katliamı ve benzeri birçok dava dosyasındaki kararların ortadan kalkmasına vesile olur.”
‘Verilecek karar toplumsal barışa etki edecek’
1990’larda yaşanan insan hakları ihlallerinin, dönemin politik atmosferinden ve Kürt meselesinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Kadir Karaçelik, Vartînîs Katliamı’ndaki kararın yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne etkisinin olacağını söyledi.
Kadir Karaçelik, “Burada bir etki alanı oluşturulacaksa onarıcı adaletin devreye girmesi lazım. Hakikati bilme, yaşanan acıların tanınması ve adaletin sağlanması bu ihlallere maruz kalan insanlar açısından bir rövanş değil, bir adalet duygusudur. Onarıcı adalet toplumsal barışın gerçekleşmesinin en önemli araçlarındandır. Bu yönüyle de toplumsal barışa son derece katkı sunacaktır. Anayasa Mahkemesi, bir karar verdikten sonra bu davaların tekrar ele alınma imkanı söz konusu olabilir. Bu da Türkiye demokrasisi, adalet ve hukuk sistemi açısından ve geleceğe daha güvenli bakma noktasında önemli katkıları olacaktır. Halen umudumuz yitirmiş değiliz. Umuyoruz ki Anayasa Mahkemesi kararıyla buradaki adaleti sağlamanın kapısı aralanmış oluruz. Bu konudaki hukuksal mücadelemizi elbette devam ettireceğiz. Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Dava hakkında
Muş Cumhuriyet Başsavcılığı Aysel Öğüt’ün şikayetiyle açılan dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı, olaya “faillerin belli olmadığı terör eylemi” olarak değerlendirip etkili bir soruşturma yürütmeden dosyayı kapattı. Aile ve avukatlar, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekletildi. 2011’de tekrar aile suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üsteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan iddianame hazırlandı.
“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledilen dosyanın 1 Mart 2016’da görülen karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 fail hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara karşı eksik soruşturma yürütüldüğü yönündeki itiraz, Yargıtay tarafından kabul edildi. Bu sefer de dosya 5 yıl Yargıtay’da bekletildi. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğunu belirterek, yerel mahkemenin verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Bülent Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca failler arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021’de görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklamaya dönük yakalama kararı verildi. Ancak Bülent Karaoğlu Eylül 2021’den bu yana “yakalanamadı.” Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2023’te davada zaman aşımı kararı verdi. Temyiz edilen dosyayı inceleyen Yargıtay 1’inci Ağır Ceza Dairesi, Haziran zaman aşımı kararını onadı.
Haber: MA
