Muş’un Varto ilçesinde Xwarik (Çallıdere) köyü sınırları içerisinde başlatılacak ve 16 Kürt-Alevi köyünü etkileyecek jeotermal enerji santraline (JES) Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı onay verdi. Halkın tepkisi ise sürüyor.
Muş Valiliği’nden gelen onayın ardından Amerika merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’nin Mayıs ayında ilk sondaj çalışmasına başlayacağı bildirildi.
Proje bölgedeki hayvancılığı ve tarım alanlarının yanı sıra kültürel ve inanç merkezlerini de olumsuz etkileyecek. Bölge halkı için önemli olan Gireboa, Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahları söz konusu projenin hayata geçirilmesi halinde büyük zarar görecek.
DEPREM HATTI, İNANÇ-KÜLTÜREL MERKEZLER, TARIM VE HAYVANCILIK: HER AÇIDAN YIKICI BİR PROJE
Bununla birlikte proje Türkiye’nin en önemli deprem kuşaklarından biri üzerinde bulunuyor. Doğu Anadolu fay hattının en önemli kollarından biri olan Kuzey Anadolu fay hattının çıkış noktasındaki Karlıova ile Varto bölgesinde bulunuyor ve projenin hayata geçirilmek istendiği bölge bu kesişim noktasında bulunuyor. Daha önce 1966 yılında yıkıcı bir deprem üreten bu hattaki enerji birikmesine dikkat çeken sismologlar, jeotermal enerji santralinin yol açabileceği sonuçlar konusunda uyarıyor.
Proje alanına 368 metre uzaklıkta bulunan çiftlikler de büyük tehlikeyle karşı karşıya. Daha önce Varto merkezde hayvancılık yapan ancak mera alanlarına hastane ve sanayi sitesinin kurulmasından dolayı Xwarik köyüne taşınarak hayvancılığı süren Furkan Güneş ve Onur Güneş kardeşler, projenin etkilerine dair Mezopotamya Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
YAŞAM YOK OLACAK, DEPREM RİSKİ ARTACAK
Aile mesleği olan hayvancılığı 15 yıldır yaptığını belirten Onur Güneş, tek geçim kaynaklarının bu olduğunu dile getirdi. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte meralardan artık faydalanamayacaklarını söyleyen Güneş, ortaya çıkacak sonuçlarla ilgili şunları söyledi:
“Jeotermalin yapıldığı bölge köyümüzün merkez merası. Jeotermal sadece bizim gibi hayvancılık yapanlara değil herkese zarar verecek. Çevreyi kirletecek, gürültü yapacak. Yıllar sonra bitkiler eskisi gibi yeşermeyecek. Ormanlarımız yok olacak. Göçler olacak, gençlerimiz buraları terk edecek. Nüfus kalmayacak, köyler boşalacak. Yerin 3 bin kat altına inip fay hatlarındaki değerli madenleri, suları dışarıya çıkarıyorlar. Bu durum fay hatlarını da ciddi şekilde tetikleyecektir. Deprem riski daha da artacak.”
Şirket kendisi için yatırım yapıyor ancak bunun bölge halkına için hiç bir faydası yok. Halkın faydası için çıkıp gitsinler. Bu bölgede JES istemiyoruz. Doğamıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için de herkesi bu mücadeleye davet ediyoruz. Halkın inanç merkezleri hedef alınıyor. Bu projeden sonra camii de, cemevi de kalmayacak. İnsanların kutsal mekanlarına bir saldırı var. Jeotermal bölgemizde büyük bir göç dalgasına sebep olacak. Altın, gümüş ve bor madenlerinin de açılacağına dair bir söylenti var. Yapılacak bütün madenler bölgeye zarar verecek. Bütün siyasi partilerden bize destek vermelerini istiyoruz. Bölge halkı doğa konusunda o kadar medeni ki ormanlarımıza bakın hiç kimse ormandan odun bile getirmiyor. Ancak Jeotermal yapılırsa kışın yakacak tezek bile bulamayacağız. Gimgim’da kaç yıl önce bir baraj yapıldı ama hiçbir faydası dokunmadı. Baraj altında kalan köyler oldu. Oradaki insanların kimi yurtdışına, kimi şehir dışına gitti.”
KÜLTÜREL, EKONOMİK, EKOLOJİK KIRIM
Çocukluğundan beri hayvancılıkla uğraşan Furkan Güneş, JES projesinin ekolojik, kültürel ve ekonomik kırıma sebep olacağını vurgulayarak, “Kürt-Alevi köylerinin inanç merkezleri var. Mezarlıklar, ziyaretler ve insanların kutsal gördüğü mekanlar var. Bu mekanlar yok olacak. Bu projeleri ‘ayrıştırma ve bitirme’ politikası olarak görüyorum. Göçertme politikası olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
