Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş 21 yaşındaydı. 27 Eylül 2024 sabahı yurttan çıktı. Sonra sessizlik. 18 gün boyunca bir baba, bir anne “kızım nerede?” diye sordu. 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında bulunan cansız bedeni, soruları kapatmadı. Çoğalttı.
O günden sonra Nizamettin Kabaiş’in hayatı ikiye bölündü: Rojin’den önce, Rojin’den sonra.
Bir Babanın Yürüyüşü
Evladını kaybeden bir babanın dizlerinin bağı çözülür. Nizamettin Kabaiş’in de çözüldü. Ama yere düşmedi. Acısını yollara döktü. Ankara’dan Van’a, Van’dan İstanbul’a yürüdü. Her adımında aynı cümle vardı: “Kızım intihar etmedi.”
Gözyaşını içine akıttı, sesini dışarı yükseltti. Çünkü biliyordu: Susarsa Rojin bir dosyada kaybolacaktı. Susmadığı sürece Rojin’in sesi olacaktı.
Yürüyüşü sadece kızı için değildi. Nizamettin Baba, cevapsız soruların gölgesinde kalan tüm ailelerin sözcüsü oldu. Mikrofon gördüğü her yerde şunu söyledi: “Bir evlat kendinden vazgeçmez. Bir baba da adaletten vazgeçmez.”
“Ucu Nereye Giderse”
Baba Kabaiş ve avukatları, soruşturmada Adli Tıp bulgularının cinayet şüphesini güçlendirdiğini belirtiyor. Onlara göre bu ölümün üstü örtülmemeli, aydınlatılmalı.
Adalet Bakanı’nın “ucu nereye giderse” sözü hafızalarda. Gülistan Doku dosyasında o irade gösterilince, yıllardır kapalı duran sorular yeniden sorulmaya başlandı. Nizamettin Baba da Rojin için aynısını istiyor: Ucun nereye gittiği görülmeli. Kim, nasıl, neden? Bu sorular yanıtsız kalmamalı.
Sorulmayan Soru Kalmasın
Rojin’in hikâyesi bir kayıp haberi değil. 21 yaşında yarım kalan hayallerin, o hayallerin ardından yıkılmayan bir babanın hikâyesi.
Nizamettin Kabaiş yürüdükçe Rojin unutulmuyor. Acısı polemiğe değil, bir babanın sevgisine ve bir evladın hakkına dönüşüyor.
Rojin’e ne oldu? Bu soruyu sadece bir baba değil, hepimiz sormalıyız. Çünkü 21 yaşındaki bir gencin yurttan çıkıp 18 gün sonra göl kıyısında bulunması, “intihar” deyip geçilecek kadar basit değil.
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun susmayışı ne yaptı? Kayıp denip unutulan dosyaların yeniden açılmasına yol açtı. Bugün Nizamettin Kabaiş’in direnci de aynı yolu açıyor. Acısını eyleme, gözyaşını soruya dönüştüren bir babanın yürüyüşü, bu ülkenin kayıp ve faili meçhul cinayetler mücadelesinde yeni bir iz bıraktı.
Bu iz, “sus ve unut” diyenlere inat, “sor ve ara” diyenlerin izi. Bir babanın “kızım kendinden vazgeçmezdi” çığlığıyla örüldü.
Ve bu yolda onları yalnız bırakmak, sadece Nizamettin Baba’yı değil, ülkeyi yalnız bırakmaktır. Adaleti yalnız bırakmaktır. Yarının Rojin’lerini yalnız bırakmaktır.
Çünkü bugün Rojin’e sorulmayan soru, yarın bir başkasının kapısını çalar.
O yüzden soralım: Rojin’e ne oldu? Cevap bulunana kadar sormaktan vazgeçmeyelim.
Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO), İstanbul'da düzenlenen veya düzenlenmesi planlanan "Dersim Tanıtım Günleri" ve…
Havaçor Vadisi'ndeki doğa ve yaşam nöbeti altıncı gününde sürdü. Doğan Çelik, Tunceli’nin Ovacık ilçesinde bulunan…
Medya dünyası uzunca bir süredir "tek sesliliğin" tahakkümü altında adeta boğulmuş durumda. Resmî ideolojinin sınırlarını…
Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Karagöz köyü ve çevre köylerde Dimin Madencilik Şirketi tarafından yapılması planlanan…
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz, DEM Parti’nin eylül sonu ile ekim arasında…
Tunceli Başsavcılığı’nın önemli ilerleme kaydettiği Gülistan Doku dosyasının Erzurum’a nakledileceği yönündeki iddialar tartışma yarattı. Ayten…