Günlerdir abluka altında olan Kobanê’de elektrik ve su krizinin yanı sıra beslenme ve ilaca erişimde de büyük sıkıntı yaşanıyor. Dünyanın her yerinden Kürtler ve dostları, Kobanê’ye insani bir koridorun açılması ve yardımların ulaşması için büyük bir seferberlik içerisine girdi.
DEM Parti Milletvekili Heval Bozdağ, Kobanê’ye yönelik ambargoyu ve yaşanan insani krizi ANF’ye değerlendirdi. Heval Bozdağ, şehirlerin kuşatma altına alınması, giriş ve çıkışların tutulması, gıda, elektrik ve su gibi temel ihtiyaçlara erişimin kesilmesinin özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar olmak üzere kırılgan gruplar üzerinde ölümcül sonuçlar doğuracağını belirterek şöyle konuştu:
“Kuşatmanın devam etmesi kötü sonuçlar doğuracaktır. Şimdiden altı çocuk, soğuktan donarak ve besine ulaşamadığı için yaşamını yitirdi. Diyaliz hastaları ile kronik hastalığı olup devamlı ilaç kullanmak zorunda olanların tedavisi aksamakta ve tıbbi destek olmadan sağlık hizmetleri sürdürülememektedir. Tüm bu kuşatma, direnme gücünün yitirilmesini ve toplumsallığın esir alınmasını amaçlamaktadır. Çok daha büyük felaketlere yol açmadan bu kuşatma kaldırılmalıdır. Tüm dünya, önce bu ablukaların kaldırılması noktasında güçlü bir tavır ortaya koymalıdır. Türkiye’nin bu duruma sessiz kalması ve safını iyice belli etmesi kabul edilemez.
En azından Türkiye’den Mürşitpınar Sınır Kapısı üzerinden bir sağlık ve yaşam koridorunun açılması gerekir. Aksi takdirde orada yaşanacak ölümlerden doğrudan Türkiye sorumlu olacaktır.”
‘Sağlıkçılar Kobanê’ye gitmekte ısrarcı’
Türkiye’de sağlıkçıların bakanlığa başvuruda bulunduklarını, Kobanê’ye gitmek için ısrar ettiklerini belirten Heval Bozdağ, şunları aktardı:
“Sağlıkçılar, SES ve Tabip Odaları üzerinden Sağlık Bakanlığı’na ve Urfa Valiliği’ne başvuruda bulundu. Hem yerinde tespitler yapmak için Kobanê’ye gitmek hem de tıbbi yardım ve yaşam koridorunun açılması talep edildi. Ancak henüz buna bir cevap alınabilmiş değil. Türk Tabipleri Birliği, zorla yerinden edilme ve sağlık hizmetlerine erimişin engellenmesi nedeniyle Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili özel raportörleri ve çalışma gruplarına çağrıda bulundu. Hazırlanan mektup; insan hakları, sağlık hakkı, yargısız infazlar, keyfi tutuklamalar, ırkçılık, işkence ve uluslararası düzen alanlarında görev yapan BM mekanizmalarına gönderildi. Mektupta Heyva Sor a Kurd raporlarına da atıfta bulunuldu. Ayrıca IŞİD mensuplarının bulundukları cezaevlerinden salınmasının bölgesel istikrar ve küresel güvenlik riski doğurduğu da belirtildi.”
‘Pazartesi gününden beri uğraşıyoruz, o kapı açılmıyor’

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Eşsözcüsü Yıldız Ok Orak da konuya ilişkin Jinnews’ten Gülistan Gülmüş’e değerlendirmelerde bulundu. Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan olaylara ilişkin yardım kampanyası başlattıklarını, kampanyaya Kürdistan ve Türkiye kentlerinden birçok yardım geldiğini belirten Yıldız Ok Orak, “Diyarbakır’da şu an Bizim günlük 30 tane TIR, 30-40 belki de TIR çıkarabilecek bir gücümüz var yardım için ve bu akışı sağlanacak bir yardım da olabilir aslında. Mürşitpınar Kapısı açılsın diye başvurular yapıldı. Çünkü Mürşitpınar Kapısı Kobanê’nin hemen sınırın diğer tarafı. O kapı açılırsa bizim yardım etmek istediğimiz kesime direkt bulaşabilecek bu yardımlar ama her türlü çabamıza rağmen Pazartesi gününden beri uğraşıyoruz. O kapı açılmıyor. O kapının açılmaması bizim yardımlarımıza bir çeşit engeldir aslında. Dün 25 TIR geldi. Bu TIR’ların Suruç’a girmesine de izin verilmedi” dedi.
‘Her türlü yardımı onlara ulaştıracağız’
Yıldız Ok Orak, yardımların bekletilmesine tepki göstererek şu ifadelere yer verdi:
“Şu an biz Suruç’un girişinde bir tesisteyiz. TIR’ları burada tuttular ve TIR’lar jandarma tarafından ablukaya alınmış durumda. Ne yapılacağına işte belki de siyaset veya bakanlıkla yapılan görüşmelerden sonra karar verilecek. Ama bizim temel hedefimiz bu yardımların en kısa yol olan Mürşitpınar Kapısı’ndan bir an önce o insanlara ulaşması. Bizim yaptığımız insani bir çalışma aslında. Siyaset değil. Biz insani bir çalışma yapıyoruz. Kapı komşumuz, sınır komşumuzdaki kardeşlerimiz bu kadar zorluk yaşarken bizim halkımızın, bizim vatandaşların boğazından geçtiği lokma aslında boğazımızdan geçmiyor. O yüzden bu insani yardımları yapabilmek için dayanışma kampanyamızı elimizden geldiğince büyütüp her türlü yardımı onlara ulaştırmaya çalışıyoruz.”
