DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, 6 Eylül’de yapılacak kongrenin yalnızca bir yönetim değişikliği kongresi olmayacağını belirterek, “6 Eylül, partimizin kendisini yeniden düşünmeye ve yeniden kurmaya başlayacağı bir eşik olacak” dedi. Bakırhan, kongrenin ardından farklı Kürt siyasi yapıları ve toplumsal kesimlerle daha geniş bir birliktelik kurmayı hedeflediklerini söyledi.
DEM Parti Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, partinin 6 Eylül’de gerçekleştireceği kongre öncesinde yeni döneme ilişkin mesajlar verdi. Bakırhan, kongrenin ardından “Demokratik Cumhuriyet Hareketi”nin hazırlıklarının başlayacağını belirterek, bunun yalnızca parti örgütlenmesine ilişkin bir değişim olmayacağını, Türkiye’nin farklı toplumsal kesimlerini kapsayan daha geniş bir siyasi zeminin kurulmasının hedeflendiğini söyledi.
Bakırhan, 6 Eylül’ü yalnızca olağan kongre olarak değerlendirmediklerini belirterek, “6 Eylül, partimizin kendisini yeniden düşünmeye ve yeniden kurmaya başlayacağı bir eşik olacak” dedi.
“Artık sadece itiraz edeceğimiz bir dönem değil”
Türkiye’de siyasetin ve toplumun değiştiğini, buna bağlı olarak DEM Parti’nin de kendisini yenilemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, kongrede örgütsel kararların yanı sıra partinin programından siyaset yapma biçimine ve örgütlenme anlayışına kadar birçok başlığın yeniden ele alınacağını söyledi.
Bakırhan, geçmişteki mücadele birikimini koruyacaklarını belirterek, “35 yılı aşan mücadelemizin biriktirdiği deneyimi yeni döneme taşımak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Yeni dönemin yalnızca çatışmanın sona ermesi veya yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını belirten Bakırhan, siyasetin dili, toplumla kurulan ilişki ve devlet-toplum ilişkilerinin de değişeceğini savundu.
“Artık önümüzde sadece itiraz edeceğimiz bir dönem değil, aynı zamanda kuracağımız bir dönem var” diyen Bakırhan, Türkiye’nin geleceğine ilişkin somut bir perspektif ortaya koymaları gerektiğini söyledi.
“Demokratik Cumhuriyet birlikte yaşamanın formülü”
Bakırhan, Demokratik Cumhuriyet Hareketi’nin farklı kimlik, inanç ve toplumsal kesimleri ortak bir zeminde buluşturmayı amaçladığını belirtti.
Türkiye’nin yüz yıllık geçmişinin tekçi bir yönetim anlayışı üzerinden şekillendiğini savunan Bakırhan, ülkedeki ekonomik, siyasi ve toplumsal sorunların çözümünde “Demokratik Cumhuriyet” fikrinin temel bir çıkış noktası olduğunu ifade etti.
Bakırhan, “Demokratik Cumhuriyet, birlikte yaşamanın bir formülü ve biz bunu hayata geçirmeyi hedefliyoruz” dedi.
Hareketin bileşenleri konusunda isim vermenin henüz erken olduğunu belirten Bakırhan, farklı kimliklerin, inançların ve toplumsal kesimlerin kendilerini ifade edebileceği geniş bir ortak çatı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
“Bütün Kürt dinamiklerine kapımız açık”
Bakırhan, farklı Kürt siyasi yapılarının Demokratik Cumhuriyet Hareketi içerisindeki konumuna ilişkin de net mesaj verdi. Farklı Kürt kesimlerinin yalnızca hareketin içinde yer almasını değil, kurucu unsurlarından biri olmasını istediklerini belirten Bakırhan, Kürtler arası birlik arayışının bu nedenle önem taşıdığını söyledi.
“Kapımız sadece DEM Parti’ye gönül vermiş Kürtlere değil, farklı siyasi görüşten, farklı programdan gelen bütün Kürt dinamiklerine açık” diyen Bakırhan, farklılıkların ortak paydalarda buluşmaya engel olmadığını ifade etti.
6 Eylül kongresinin ardından Kürt partileri, siyasi oluşumlar ve önde gelen isimlerle görüşmeler yapacaklarını belirten Bakırhan, geniş bir siyasi birliktelik oluşturmak için çalışacaklarını söyledi.
“Toplumun bize gelmesini bekleyemeyiz”
Demokratik Cumhuriyet fikrinin toplumsallaşması için parti örgütlenmesinin yanı sıra toplumla doğrudan ilişki kurulması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler, aydınlar ve sanatçılar başta olmak üzere farklı kesimlerle temasların artırılacağını söyledi.
“Toplumun bize gelmesini bekleyemeyiz. Biz topluma gitmek zorundayız” diyen Bakırhan, mahallelerden üniversitelere, işyerlerinden köylere kadar farklı alanlarda insanların taleplerini doğrudan dinlemeleri gerektiğini ifade etti.
Hareketin farklı siyasi görüşlerden insanları da kapsamasını hedeflediklerini belirten Bakırhan, bunun DEM Parti’nin kendi kimliğinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini söyledi.
Bakırhan, hedeflerini şu sözlerle özetledi:
“İnsanların hayatına dokunmadan, onların sözünü dinlemeden, sadece kürsülerden konuşarak böyle bir hareket kurulamaz. Bizim için asıl başarı, bir gün Türkiye’nin herhangi bir yerinde, daha önce bizimle yan yana gelmemiş insanların ‘Bu ülkenin geleceğinde benim de sözüm var’ diyebilmesi olacak.”
Kadınlar ve Aleviler için özel vurgu
Bakırhan, barış sürecinde kadınların ve Alevilerin rolüne ilişkin soruya da yanıt verdi. Türkiye’de barış isteyen geniş bir kesimin bulunduğunu belirten Bakırhan, kadınların ve Alevilerin sürece toplumsal ve siyasal açıdan önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Alevi örgütleri ve Alevi toplumuyla sürekli iletişim halinde olduklarını belirten Bakırhan, kadınların da barış sürecinin güçlü inisiyatiflerini oluşturduğunu ifade etti.
“Barışın sahibi kadınlardır, Alevilerdir ve ülkenin bütün ezilenleridir” diyen Bakırhan, bu kesimlerle kurulan iletişimin partinin siyasal rotasını koruması açısından da önemli olduğunu söyledi.
Yerel yönetimlerde “liyakat” vurgusu
Bakırhan, DEM Parti’nin yerel yönetimlerinde yaşanan ihraç, geri çekilme ve disiplin süreçlerine ilişkin eleştirileri de değerlendirdi.
Yerel yönetim anlayışlarının temelinde şeffaflık, kolektif akıl, kadın özgürlükçü yaklaşım, halkın karar süreçlerine katılımı ve kamu kaynaklarının korunmasının bulunduğunu belirten Bakırhan, bu ilkelerle çelişen durumlarda “seçildi, artık kimse dokunamaz” anlayışını benimsemediklerini söyledi.
Bazı belediyelerde sorunlar bulunduğunu kabul eden Bakırhan, ancak belediyelerin tamamının aynı biçimde değerlendirilmesine de karşı çıktı.
Sorunların bir bölümünün kayyum uygulamaları ve ekonomik koşullar nedeniyle yapısal olduğunu belirten Bakırhan, parti içerisinde de özeleştiri yapılması gerektiğini vurguladı.
Bakırhan, “Politik bakış elbette önemli ama yanına liyakati de koymak zorundayız” dedi.
Belediyeler ile parti içerisindeki kurullar arasında zaman zaman yaşanan sorunların da yalnızca belediyelere yüklenerek çözülemeyeceğini belirten Bakırhan, sorumluluğu bulunan tüm yapıların kendi eksiklerine bakması gerektiğini söyledi.
“Asıl büyük yürüyüş 6 Eylül’de başlayacak”
Bakırhan, 6 Eylül kongresini Demokratik Cumhuriyet Hareketi açısından başlangıç noktası olarak gördüklerini belirterek, kongre sonrasında daha geniş bir toplumsal ve siyasi çalışma yürüteceklerini söyledi.
Bakırhan’a göre hedef, yalnızca DEM Parti’nin kendisini yenilemesi değil; farklı Kürt dinamikleriyle birlikte Türkiye’nin farklı kimlik, inanç ve toplumsal kesimlerini ortak bir demokratik zeminde buluşturacak yeni bir siyasi hattın kurulması.
Bakırhan, “Asıl büyük yürüyüşün de o gün başlayacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Yeni Özgür Politika
